23 Mart 2016 Çarşamba

cinayet

Kulaklarımdan yanaklarıma doğru sızan yanma hissi kalbimin anlamsız hızlı çarpışına karıştı. Boğazımdaki kuruluk bana saçma sapan şeyleri hatırlattı.(teşekkürler ventolin) 
ve ben kulağımda hızlanan kan dolaşımının etkisinden yüzümdeki yanma hissine hep gafil avlandım. Bu arada bugün ''gafil'' kelimesini cümle içinde ikinci kez kullanışım. 
Hayat da bu kelimeyi kullandığımda insanların yüzündeki ifade kadar anlamsız. VE BAZI ŞEYLER KAHROLMUYOR. -konudan bağımsız- 

Yazıyı en sevdiğim dışı çiçekli içi dikenli defterime yazarken birden kendimi burada buldum. ama defterimden yazıyormuşçasına devam edeceğim.(rahatsız olan varsa oturmasın, ayakta beklesin)
Kurşun kalemle yazdığım -ve hep kurşun kalemle yazmaya devam edeceğim- bu defter neler gördü, neler duydu, neleri sakladı.
neleri mi?
SA NA NE .
birileri önce içimde, sonra bu defterde öldü.
belki de ölmedi, öldürüldü.
defterin içi kan, yer yer de insan eti koktu.
MİDEM BULANDI.
kokudan değil, yalanlarınızdan
samimiyetsizliğinizden
ve yer yer
vıcık vıcık samimiyetinizden
midemin bulantısı baş ağrıma karıştı
sağ kolum uyuştu
uyuşma hissi acıyı hafifletti
ama bitirmedi, 
acıtmaya 
tüketmeye devam etti
ağlattı. 
özne acı olmaktan çıktı, öfkeye dönüştü.
zarf tümlecim her şeye rağmen sevgi kaldı ama bu kez de benim birçok şeye sevgim kalmadı.
bitti.
biteli de az zaman oldu.
belki de henüz fazla uzağa gidemedi.
sol elim titrerken, sağ elim sakin kalmayı tercih etti.
uyuşuktu.Ve antensiz bir televizyon ekranı kadar karıncalı. 
-karıncaların benzerliğinden emin değilim.-
yazı öfkeden hiçbir yere bağlanamadı. üzerine bir de kalemin ucu köreldi, silik yazmaya başladı. Duymak istemediğim birer saniyelik sesler üst üste kulağımda yankılandı. 
yankılandı
yan-kı-lan-dı
sesler kalemin ucu kadar silik kalamadı.
git gide bana yaklaştı.
Ben seslerden kaçmaya çalışırken onlar beni dizlerimin üstüne düşürdü.
bir kez daha 
kanattı.

Senâ.